Hz. DAVUT AS
Peygamberler halkasının Cesur, adaletli demire şekil veren, Davudi nağmesiyle gönülleri ilahi potada eriten ZEBURUN sesini dağlarda terennüm ederken uçan kuşların cazibeyle huzura düştüğü, İnce ruhuyla bir gün oruç tatarken, ertesi gün yiyeceğini tüm canlılarla paylaştığı bilinen, eşsiz hitabetiyle etkilediği varlıkların heyecan yansımaları hala hissedilen Davut As. Hakkında sayfalara yazılan bilgileri dostlarımıza sunmayı en büyük şeref kabul ediyor ve bu bilgilendirmeden sonra sizleri Onun şerefli evine Misafir olmaya davet ediyorum.
Hz DUVUD'UN HANIMI;"BATŞEBA" ANNEMİZ
- U R İ A H -
"PAYINA DÜŞEN"
Uriah; anlamının dil içindeki kaderine dair özgün bir değerlendirme.
<<Batşeba, Uriah ve Hz. Davud Kıssasının Yeniden Yorumu.>>
I. Kelimelerin Gölgesinde Bir Kıssa:
Bazı hikâyeler vardır ki, tarih onları yaşarken değil; unutmaya çalışırken yazar.
Batşeba, Uriah ve Davud’un etrafında örülen anlatı da işte böyle bir hayat hikayesidir.
Tevrat’ın kaleminden sızan bu öykü, bir peygamberin tökezleyişini anlatır gibi görünür;
oysa dikkatle bakıldığında, dilin içine sinmiş daha derin, daha içli bir hakikati fısıldar: “Sen onun payına düşensin.”
Bu yazı, Tevrat’ın sunduğu resmi anlatıların ötesine geçerek;
isimlerin, seslerin ve halk hafızasının eşliğinde, bu üç figürün hikâyesini
yeniden kurmak ve insanî bir anlam çerçevesinde düşünmek için kaleme alınmıştır.
2- Geleneksel Yahudi Metinlerinde Hikâye: Suç, Tövbe ve Meşruiyet olarak geçer.
Tevrat’ın ikinci Samuel kitabında Batşeba, güzelliğiyle Kral Davud’u (Davut As.) cezbeden evli bir kadındır. Kocası Uriah, Davut tarafından kasıtlı olarak cepheye gönderilir; orada öldürülür. Ardından Davud, onun dul eşiyle evlenir. Metin bu olayın günah olduğunu ilan eder, ama hemen ardından Davud’un tövbesini ve Tanrı'nın affını zikreder. Sanki bu günah, Süleyman gibi kutsal bir varisin gelişine zemin hazırlamak için kutsanmıştır.
Kur’an bu anlatıya asla atıfta bulunmaz bunu zikir etmez. Kuranda Davud’un adaletle hüküm etmesi, hikmetle donatılması, kuşların bile onunla birlikte tesbih etmesi vurgulanır.
Ne Batşeba'dan bahsedilir, ne de Uriah’dan.
Kuranda Sad Suresi 21-25. ayetler içinde; Bir dava ile ilgili iki kişi Hz Davud'a geldiğinde; Biri diğerinin " koyunlarını haksiz bir şekilde " almak istediğini söyler. Davut As. hızlı hüküm verir. Sonra bunun bir imtihan olduğunu anlauıp Allahtan bağışlanma diler.
Kuranın bu anlatımına İslam alimleri yorum yapar. iki yaklaşım vardır.
1- İsrailiyat etkisi altında kalanlar. Bazı eski tefsirler bu ayeti, "Askerin Hanımı" meselesine bağlamışlar ve yorum yapmışlardır.
2- Daha temkinli yaklaşanlar ve çoğunlukta olan alimler; Bu olayın Tevratta ki haliyle doğru olmadığını, Peygambere böyle bir isnadın mümkün olmadığını, Kurandaki olayın sadece bir konuda hüküm verirken acele etmek olduğunu bunun da bir iç muhasebe imtihanı olduğunu yazmışlardır. Tevratta (Samuel kitabı) bahsedilen ve Hz Davud'a yapılan iftiralarla dolu İsrailiyat anlatılarını kuranda hiç bahsedilmediği halde sanki kur'an'ın bir kıssası gibi tefsirlerine alan islam alimlerinin eserlerine bir göz atalım. Tevratta anlatılan hikayeye yaptıkları Zayıf eleştirileri takdire şayandır ama ilgisi olmadığı halde kur'an ayetinin tefsirine alınmış olması haklı infiallere sebep olmuştur.
3- Uriah İsmi Nerede ne Anlatıyor?
Uriah ismi, İbranice metinlerde “Tanrı benim ışığım dır” olarak okunur.
Ama seslerin kökenine daha dikkatle eğilince bambaşka bir anlam belirir: İbranice dilinden önce etkin bir dil olarak varlığını sürdüren ve İbraniceye de kaynaklık eden İLKSEL DİL DE (Adığabze) URİAH isminin anlam sadeliği ve derinliği; Hz Davud İle BATŞEBA annemizin hayat hikayesini bize bambaşka bir gerçeklikle anlatmaktadır. Hz Davud'un dudaklarından dökülen iffet yüklü kelimenin inceliğine ruhumuzu teslim edelim mi.?
U- VU = Sen, Senin demektir
R- Rİ = "O, Onun" ya da "O'na ait olan" demektir .
AH / YIAH = "Pay", demektir.
R = İyelik takisi
U+Rİ+AH = "Sen Onun içinsin.” ”Sen Ona aitsin” ”Sen Onun Payına düşensin " demektir.
Bu çözümleme ; Uriah’ın adını bir sadakat yemini haline getirir:
“Sen onun payına düşensin. O’na aitsin. Ona adanmışsın.”
Bu yalnızca bir ad değil; bir kader tarifidir. Onu yücelten, işte tam da budur: Adının çağrıştırdığı adanmışlık, yerli yerinde bulundurma erdemliliğinin ifadesidir.
4- Batşeba: Yumuşak Toprak, İnce Gölge
Batşeba ismi çoğu zaman “Yemin kızı” ya da “Yedinci kız” şeklinde çevrilir İbrani kaynaklarında.
Fakat kelimeyi toprağın sesiyle, halkların diliyle dinlerseniz daha farklı bir anlam belirir: Tıpkı URİAH ta olduğu gibi.
Ba-Bo = Çok
/ TI = Toprak,
ŞABE = Yumuşak
Botışabe= çok yumuşak toprak
Batşeba= Yumuşak, verimli, dokunulası toprak…Ana..
Bu hâliyle Batşeba ismi, bir coğrafya, bir dişilik, bir ten gibi çağrışır.
O artık sadece bir kadının ismi değil; “Yumuşak toprak”, “Verimli vadi”, “Dokunulunca titreşen ince bir zarafet”tir.
Batşeba’nın eğer dillere destan bir güzelliği varsa; bu yalnızca dıştan gelen bir hayranlık değil,
isminin taşıdığı anlam kokusunun, toprak hafızasına sinmesi, cazibesinin ahlaki utangaçlığa dönüşmüş içten yansımasıdır.
5- Anlatının Sessizliğinde gizli Başka Bir Hikâye Mümkün:
Kim bilir, belki de Batşeba Kral Davud'u uzaktan görmüş, yüreğinde bir yakınlık duymuştur.
Ve belki de bu kadın güzelliğiyle değil; sıcaklığı, nezaketi, gönül açıklığıyla hatırlanmalıdır.
Belki O ,Davud (as) a bir şeyler hissetti ama, Davut (as) Ona , Âdemle Havvanın Cennetteki hallerini düşünerek şöyle dedi içinden:
" URİAH " = Sen O'na aitsin,
(VO, AY, YURİAH) = “Sen onun payına düşensin.”
İşte Şimdi, bu deyişle biz; orada, bir peygamberin kalbinde hüküm veren vicdanın konuştuğunu duyuyoruz. Belki Bu ifade ve deyiş geri çevirdi kadını.
Ama kader, her zaman insan iradesine saygı göstermez. Kader ağı İlahi takdirle örülür.
Uriah cephede öldü — belki düşman oku, belki vakti saati dolduğu için. kim bilir.
Ve geriye, çaresiz bir dul ve bir umutsuz suskunluk kaldı.
Davud as sonra onunla evlendi. Ve O kadın (BATŞEBA); Süleyman (as)'ı doğurdu.. Ve dünya Yahudilerin ateş dilli eylemcileri tarafından bu hikâyeyi “günah” iftirası olarak yazdı. Masum bir hanımın onuruna ve Günahsız bir Peygamberin davasına serpilen bu iftirayı, Filistin çöllerindeki kum taneleri; okyanusa taşıyıp yok etmeye uğraşırken; dedikodudan içerik üretme piarına esir düşmüş Troller, buldukları her söz kalıntısına kendi şahsiyetleriyle yüklenmiş hikayeler uydurdular. Filistin çöllerindeki her kum tanesinin, asırlardır sinesinde özenle gizleyip hala taşımakta olduğu SESLERİN gerçek hikayesini, birbirlerine emaneten teslim ederlerken, Şimal Rüzgarlarının sıcacık esen şarkılarında hayranlıkla dinledim. Annemin kalbi yorulduğunda, gözyaşları eşliğinde mırıldandığı ninnilerim gibi. Dinlediğim bu şarkının sözlerini ve neler anlattığını sizlere emanet ediyorum. Anlamlarını yaşam boyu gönül dünyanızda yaşatmanızı, masum kahramanlarını sevmenizi insani bir incelik dileği olarak kabul ediniz. Bu yazıyı okuduğunuzda sizde anlayacaksınız ki Hikaye bambaşka akıp gitmiş hüzünlü Batşeba'nın örülmüş kader ağında. Gerçek hazineler hep gizlidir. Allah Elçisinin bu gerçek hazinesi sizin gönlünüzde gizli kalsın, huzur içinde. İftira üreten toplum mühendisleri Hz Davut hikayesini kendi menfaat dünyalarını oluşturmak için istedikleri gibi yazdılar. yalanlarını hayatlarına hakim kıldılar.
Oysa durum tamamen farklıydı. Aksine bu hayat, kaderin ve insanlığın en incelikli “doğru zaman” anlatılarından biriydi. Buyurun isimlerin kendi şahitliklerini dinleyelim. Bizzat kendileri söylesin isimlerinin ne anlama geldiğini.
6- Dillerin Fısıldadığı Gerçeklik.
Eğer sadece İbranice kutsal kitapların satırlarına değil de, kelimelerin kökenine, seslerin, çağrışımına, halkların hafızasına kulak verilirse;
Batşeba ve Uriah isimlerinin ardında, âdice işlenmiş bir günah değil; İnsanlığın en kutsal değerleriyle yoğrulu doğal bir hikâye yaşandığı görülür.
Uriah: Adanmışlık, sadakat ve hakkaniyeti
Batşeba: Yumuşaklık, doğurganlık ve sevgiyi
Davud (as): Vicdanı konuşan bir kralın çığlığını, bize duyurmaya çalışıyor
Bu anlatıyı bambaşka çağrışımlarla yazanlar, kalemlerini günaha batırdılar. İftira yükünü omuzlarında taşıyan zavallılar tarihin her döneminde sinsi misafir olmuşlardır nice bereket sofralarında. Hz AİŞE annemizi iftira kurşunu ile yaralayanlar; tarihin derinliğinden gelen Şeytanın köle askerleri bunlar olmalı.
Ama halkın dili hâlâ başka bir hikâyeyi fısıldıyor:
“Kader bazen insanın yerine konuşur.”
İsimler Sadece Ses Değil, Hafızadır.
Kelimeler bazen bizi yanıltır; ama isimler, zamanın içinden damıtılmış birer tanıklıktır.
Uriah ve Batşeba isimleri, yargıdan çok anlama; suçlamadan çok merhamete çağırır.
Ve belki de bu anlatının en doğru yeri şudur: “Sen onun payına düşensin.”
Bu cümle, bir aşkı değil; bir ölçüyü, bir vicdanı, bir hakkın teslimiyetini anlatır.
Günah yüklü metinler vebal yükünü taşıyamaz yorulur, susar; Ama Mazlumların âhını dert edinmiş kelimeler konuşur, anlatır ağlatır. Çünkü onların kalbi; "BO GU ŞABE"dir. " KALBİ ÇOK YUMUŞAK " dır. Ve kelimeler bazen insanı her türlü iftiradan en iyi koruyan birer kalkandır.
Ahmet GUA 17.01.2026
Comments powered by CComment