DEHR KELİMESİNDE

                                                         ANLAM YOLCULUĞU 

   1-İNSAN SURESİ 1.Ayet:

هل اتى على الانسان حين من الدهر لم يكن شيئا مذكورا

      << İnsan (henüz) anılır bir şey değilken (Yaratılmamışken) üzerinden uzunca bir zaman geçti>>                                                                                                                     Diyanet Meali.

    << Henüz anılan bir şey değilken, şüphesiz ki insanın üzerinden çok uzun bir süre geçti.>>                                                                                                                              M.OKUYAN Meali.

        İslam alimleri yukarıdaki anlamda ittifak etmişcesine birleştiler ve hepsi aynı anlamı verdiler. 

       Ayette geçen;

    HIN ve DEHR kelimelerinin ARAPÇA sözlüklerdeki anlamlarını, biri kısa diğeri uzun ama ikisi de aynı eşdeğerde bir zaman kavramı olarak algıladılar. Bu anlayış onları iki ayrı kelimeye tek ve aynı anlamı vermeye mecbur etti. Oysa durum tamamen farklıdır. İki ayrı kelimenin farklı anlamlarda kullanıldığı gerçeği açıkça ortadadır.         

     ARAPÇA da HİN; Sınırlı bir zamanı, DEHR İse; bir vakitle sınırlanmamış mutlak zamanı ifade      eder. Bu anlayışa paralel olarak; Ragıp EL İsfahanî'nin; "HİN kısa bir zamanı, DEHR ise; başı ve sonu olmayan uzun bir zamanı ifade eder." (Hin ve Dehr maddesi) şeklindeki görüş ve kabulü; ayetin anlamını tayin etti Ve AYET; ”İnsan henüz yaratılmamışken üzerinden uzun bir zaman geçti” diye anlaşıldı ve yorumlandı

     Oysa İslam  inancında geçmişe doğru  sonsuz  olan bir zaman kavramı yoktur. Bu bağlamda HİN zaman demektir, Zamanın bir parçasıdır. Bütün zamanların her hangi bir bölümü HİN ile ifade edilebilir.     

   DEHR kelimesine gelince; zaman kavramını da içinde barındıran, ama zamandan öte başka anlamları kapsayan bir kelimedir. Uzun bir zamanı, dönemi, çağları, hayatın akışını, insanın yaşam sürecini, zamanın geçişini, olayların doğal akışını ve değişimlerini ifade için kullanılır. Ezeli ve ebedi kavramlarını da içerir. 

   Bu ayette HİN kelimesinin; zamanı ifade için kullanıldığı açık bir  şekilde anlaşılmaktadır.

   DEHR kelimesi ise; İnsan hayatının, değişimin akışını, dönüşümünü, kendi içinden çıkışını        anlatmaktadır.

    Ancak Meallerde verilen "Uzun bir zaman geçti... üzerinde anılmaya değer hiçbir özelliği            yokken" ifadesi; İki ayrı kelimeyi tek bir kelimeye indirgeyerek ve DEHR kelimesine HİN          kelimesinin anlamını da  yükleyerek iki ayrı manayı tek anlama indirgemişlerdir.

   Oysa Ayetin meali bambaşka bir şey ifade ediyor; İnsanın üzerine bir zaman (HİN) geldiğinde veya insan yaratılışın da bir zamana ulaştığında; zamanın parçalanması anı olan bir süreçte; İNSANIN var oluş sürecinde, bir oluşma vaktinin geldiğini, değişmeye ve oluşmaya başladığını (DEHR Olduğunu) belirtmektedir.

  Kuranın mucizevi anlatımı; tüm bu süreci tek bir kelimeyle izah etmesidir. Kur’an bu Mucize anlatımını DEHR kelimesine sığdırmıştır. Biz bu kelimeden; insanın yaratılışında geçirdiği, dönüşüm, ve evreleri anlayabiliyoruz.

    Bu açıklamalar ışığında ayetin mealini yazalım:

    AYETİN MEALİ

  <<İNSAN (Henüz)ANILMAYA DEĞER BİRŞEY DEĞİLKEN; BİR DEĞİŞİM ANI YAŞADI. ÜZERİNE BİR DÖNÜŞÜM ZAMANI GELDİ ve DEĞİŞTİ. >>               Ahmet Türkoğlu. Meali

            

                                              DEHR KELİMESİNİN ANLAM DERİNLİĞİ;   

                                                       (ARAPÇA + İLKSEL DİLDE)

    a-  DEX(H) =

      İçinden bir şeyi çıkarıp alma, meyl etme, gönül vermek, normal GİDEN YOLDAN TALİ BİR YOLA GİRME, SAPMA, Bir bütünün arasından çekip çıkarma. Demektir

    b-DEHR=

    Kendi içinden çıkmak, dönüşüme uğramak, değişim geçirmek ve yolunu değiştirmek         anlamına gelir    

   c-DEHIR=

    Güzellik, güzel olan. güzelliğe aldanıp kendinden geçme. başkalaşma yoldan çıkma, değişme, değişime uğrama anlamlarına gelir.

     Bu anlamlar eşliğinde ayetin mana iklimine benliğimizi bırakacak olursak:

     <<İNSAN ANILMAYA DEĞER HİÇ BİR ŞEY DEĞİLKEN BİR ZAMAN GELDİ ve İNSAN (DEHR      Oldu)  BİR DEĞİŞİME UĞRADI.>> anlamıyla karşılaşırız. 

   Yanlış algılara sebebiyet vermemek için bu konuyu biraz daha açmamız gerekecektir.

  Burada ALLAH’IN Yaratıcı olma vasfı; tüm zamanları içine almış, kavramış ve kapsamış olarak an be an devam etmektedir. İnsanın yaratılış olgusu bize anlatılırken; Ayetlerde geçen her harfin            mahrecinde; yaratıcının kudret eli hissedilmekte ve aynı zamanda kelimelerde çağlayanlar gibi akmaktadır. İnsanın oluşumu anlatılırken İlahi bir kanuna vurgu yapılmakta, safhalar          anlatılmakta ama asla başı boş kendi kendine hiç bir şeyin oluşmadığı vurgulanmaktadır.

 İlahi Kanun değişmeden devam etmektedir. Konunun daha kapsamlı anlaşılması adına        yaratılışla ilgili diğer bir ayetle devam edelim.

                                                  ALİ İMRAN SURESİ; 59.AYET:

    ان مثل عيسى عند الله كمثل ادم خلقه من تراب ثم قال له كن فيكون

    <<Şüphesiz Allah katında (yaratılış bakımından) İsa'nın durumu, Âdemin durumu gibidir:               Onu topraktan yarattı. sonra ona "ol" dedi Oda hemen oluverdi.>> Diyanet İşleri meali yeni

    <<ALLAH katında İSANIN örneği. Ademin örneği gibidir. Allah o’nu topraktan yarattı. sonra O’na      ol dedi, O da hemen  olmaya başladı.>>                                         Mehmet OKUYAN Meali      

  " SONRA O’NA OL DEDİ; O’DA HEMEN OLMAYA BAŞLADI". Bu ifade Allah-u Teala’nın OL     emriyle Hz Ademin oluşmaya başladığını, hemen oluşmaya başladığını ama hemen olmadığını, belirli evrelerden sonra Hz Adem’in yaratıldığını anlıyoruz. yaratılış ile ilgili diğer ayetlerin tümü, yaradılışın böyle olduğunu bildirmektedir. Bu ayet Hz Adem’in yaratılışını anlatmaktadır ve Hz ÎSA'nın yaratılışını da; Hz Âdemin yaratılışına benzetmektedir. Çünkü ikisinin benzer ve ortak yanı;ALLAH’ÜTEALANIN OL demesiyle oluşmaya başlamalarıdır. İkisi de ALLAHIN yaratması ile aynı olguyu yaşıyor. Biri babasız anne karnında, diğeri toprakta iken baba ve anne olmaksızın yaratılma  başlıyor, Hz İsa anne karnında oluşmaya başlıyor ve bir süreç geçirip (DEHR) dünyaya öyle geliyor. Hz ADEM’ de Ol emriyle başlayan süreçle (DEHR) oluşmaya başlıyor, anne ve babasız olarak yaratılışı tamamlanıyor. Adem’in bizzat kendisinden eşi ve doğum yoluyla çoğalarak insanlığın yaradılışı devam ediyor. Bu yaradılışın merhaleleri, evreleri  ayetlerde açıkça izah edilmektedir.           

Allah’ın yaratması ise kıyamete kadar devam etmektedir ve edecektir.

 Ayette geçen; "KÜN FE YEKÜN"(ALLAH OL DEDİ. VE O, OLMAYA BAŞLADI) emrinin açılımı.

      KÜN= OL. (Emir kipi).ALLAH ol diye emrediyor.

      FE = HEMEN ŞİMDİ. Emir yerine gelmeye başladı.

      YEKÜN’Ü=OLUYOR.

      FE ile bütünleştiğinde =OLMAYA BAŞLADI. Süreç devam ediyor. OLDU değil, OLUYOR. Ayetin anlamına dönecek olursak:

     <<……O’nu topraktan  yarattı. O’na ol dedi. O da hemen olmaya başladı.>> ayetin bire bir anlamı, tercümesi budur. Alla burada geniş zamanı kullanıyor. geçmiş zamanla oldu demiyor. geniş zamanla oluyor fiilini kullanıyor. <<OL DEDİ OLDU>> anlamı verilmez. <<OL DEDİ OLUYOR>> anlamı anlaşılır. ve uygun anlam budur.

             << Allah katında İsa'nın örneği; Ademin örneği gibidir. Allah Onu topraktan yarattı. Sonra Ona OL DEDİ. O da hemen OLMAYA BAŞLADI.>> Ali İmran 59.  Allah-u Teala'nın Hz Ademe OL demesi ile Hz İsa'ya OL demesi arasında bir fark yoktur. Biri Topraktan diğeri anne rahminde OL EMRİYLE olmaya başlıyor. Bu oluş zaman içinde bir dönüşümle gerçekleşiyor. İşte bu gerçekleşen dönüşüm olgusu kuran ifadesiyle DEHR dir .

                                            BİR DİGER AYET; İNSAN SURESİ-2-                                                       

نطفة امشاج نبتليه فجعلنا سميعا بصيرا              انا خلقنالانسان من

      <<Şüphesiz biz insanı, karışım halindeki az bir sudan (Meniden) yarattık. Ve onu imtihan edeceğiz. Bu sebeple onu işitir ve görür kıldık.>> Diyanet Meali

    Bu ayette ALLAH İnsanı sudan yarattığını bildiriyor. Topraktan yaratıldığını bir önceki ayette görmüştük.

   Bunlar insanın yaratılma evreleridir. Yaratılma ilahi bir nizam içinde devam ediyor. Hayatın başlangıcı ayrı bir evre, işitme ve görme özelliğine kavuşma başka bir evredir. Evre ,oluşum ve gelişimler insan ve kainat için somut ve soyut her alanda devam etmektedir.

      Allah-u Teala’nın takdir ettiği son ana kadar.                                                                                                                                                                                              Ahmet TURKOĞLU

                                                                                                         25.şubat.2025

 

                 

                                                                                                                                  

                  

                      

 

 

 

 

 

 

  

                                                  

Comments powered by CComment